Search results for mizah
1429,
02:19,
2008-04-02 19:08:00 Description: Strip Show - Lisesi Adult - 16 17 15 www.porno.mizah-tr.com
Channel: youtube Rate it: Rate:
30,
07:28,
2007-06-25 00:47:56 Description: RIFAT ILGAZ
Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve (More) RIFAT ILGAZ
Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve Düzce'de altı yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde tamamlamıştır (1938). Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Sınıf adlı ikinci şiir kitabı dolayısıyla tutuklanmıştır (1944). Daha sonra Boğazlıyan Ortaokulu'nda bir yıl çalışmış ve öğretmenlikten ayrılarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır (1945-1952). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır (1952). Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde ve Tan'da Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Yaşadıkça (1948) adlı üçüncü, Devam (1953) adlı dördüncü şiir kitapları, "komünizm propagandası yapmak ve müstencenlikle suçlanarak toplatılmış, mahkeme 'men'i muhakeme kararı vermiştir. Ilgaz, şiir kitaplarıyla ilgili tutuklamalar dolayısıyla aralıklarla beş yıldan fazla hapisanede kalmıştır. Rıfat Ilgaz, bir ara Cide'ye yerleşmiş (1975), İstanbul'da ölmüştür (1993)". Yazın Yaşamı İlk okuma ve kitap sevgisini, "babasının yada ağabeyinin her gece yüksek sesle okudukları Şerlok Holmes'in dedektiflik hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk masallarından aldığını" söyleyen Rıfat Ilgaz, yazmaya daha ortaokul sıralarında iken başlamıştır. Ortaokulda Türkçe derslerine gelen Zeki Ömer Defne'nin edebiyat sevgisini körüklediği Ilgaz, orta son sınıf öğrencisiyken Kastamonu'da çıkan Açıkgöz ve Nazikter gazetelerinde ilk şiirlerini yayımlamıştır (1927). İlk şiirinin adının "Sevgilimin Mezarında" olduğunu belirten Ilgaz, "benim ne sevgilim vardı, ne de ölmüştü. Edebiyat kitaplarındaki sevdiğim şiirlere özenerek böyle bir manzume yazma gereğini duymuşum demek, bu, düpedüz şair Rıza Tevfik'in Tevfik Fikret için yazdığı 'Kabr-i Fikret'i Ziyaret adlı şiirinin sevgiliye döndürülmesidir" demektedir. Rıfat Ilgaz'ın yayımlanan ilk şiiri "Sazını Çalana" adını taşımaktadır ve Açıkgöz gazetesinde çıkmıştır (2 Temmuz 1928). Yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır. Ilgaz, sonraki yıllarda Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle gibi dergilerde şiir yayımlamayı sürdürmüş, toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsedikten sonra ise daha çok Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma gibi toplumcu dergilerde yazmayı sürdürmüştür. Yapıtları Şiir: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987). Öykü: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul'da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Ekicisi (1972), Palavra (1972), Tuh Sana (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Rüşvetin Alamancası (1982), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1983). Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (1959), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987). Oyun: Hababam Sınıfı (1967), Karadenizin Kıyıcığında (1965), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972). Anı: Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra (1986). Fıkra: Nerde Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984). (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
68,
10:12,
2007-08-09 14:07:44 Description: Pakistani Loose Talk Dehli Wale Part2 Anwar Maqsood Moin Akhter Javed Jaafery Cricket desi funny urdu mazah mizah paki
Channel: youtubeTags: Akhter Anwar Cricket Dehli desi funny Jaafery Javed Loose Maqsood mazah mizah Moin paki Pakistani Part2 Talk urdu Wale
Rate it: Rate:
161,
09:19,
2007-09-20 05:02:32 Description: Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına (More) Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına çıkarmayı amaçlayan bir çalışma.Elazığ şivesi kullanılarak insanların beğenisine sunulmuştur.çok güzel,komik ve eğlenceli bir mizah programıdır.Levent GENÇ-Tiyatro Sanatçısı...Elazığ kurtlar vadisinden kesintiler bölüm yeni versiyon Levent GENÇ Tiyatro Sanatçısı süper mamoş hakiki gakgoş bu gece eğlence Harput İstanbul pisik sıçan (fare) dam havada donmak amerika hazar çay komedi comedy sahan 2000 23 34 Karakoçan Kovancılar Palu Arıcak Ağın Alacakaya Keban maden sivrice Baskil çiğköfte hazar gölü Arap baba gündem haber ilginç kara beyaz pusu Memati Polat Halo Abdulhey Ankara ,İzmir Bursa Aksaray adalar tarihi Diyarbakır adana Adıyaman Konya Eskişehir Bornova gurbetçiler Tekirdağ doğu batı kuzey güney Antalya mersin Hatay Suriye ırak İran Rusya Romen çıtır Dubai Fransa Almanya Bingöl Tunceli Sivas Kırşehir çorum kofik Malatya çakır Süleyman Mehmet murat ismet İsmail büyük Kadir küçük İbrahim Burak okulu lise liseli ilk öğretim üniversite Fırat göl deniz akarsu tatil yazlık sauna hamam Şanlıurfa Gaziantep Van ağrı çok cok komik Elazığ derya Ayşe damla Cansu esma sevda çağla yasemin su dilek Berna Aysu ebru Esra güzel sergi nostalji fuar hostes hazar turizm Elazığlılar Harput kuyulu avlağı Karaçor Çemişgezek hozat pülümür Yeniköy nekerek Karakaya serseri köpek dövüş kavga hırpalama tokat dayak falaka film dizi dizisi filmi inek tavuk horoz öküz davar keçi koyun akıl maymun papağan kesme koparma boğma yılan Aslan yeme böcek sürüngen meme bacak atak ayak tırnak dil ağız çene göz burun kol eklem kemik iskelet Dinazor oje et yağ besin ekmek lokanta yemek turşu kiraz elma muz çikita Malatya spor Elazığ spor İstanbulspor Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Trabzon spor Antifener anticimbom antikartal kara kanarya Sakarya vatan millet metro tramvay otobüs araba motor Ferrari kayma ilan Modifiye Mercedes fort taksi suya çaya bardağa ile ve veya şok sok nice alay espri sahne Tiyatro bedre müzik ses diksiyon vücut dili yapımcı senarist yönetmen şiir şair yazar gençlik güzellik estetik karizma kıskanç evhamlı ev hanımı beyefendi Dilara can canan yar yaren yunus Muhammet Mustafa Bülent murat Alpaslan Atilla fatih Akşemsettin necip fazıl Ömer Osman Talha Ali sabır güneş ay gezegen dünya türkü ezgi nota kameraman TV ulusal kanal çiçek ağaç su şişe arif Nihat Asya Türk gönül güzel YAPIM L M T Ş A.Ş (Less)
Channel: youtubeTags: anima Elazığ eğlence gakgo gakgoş Genç güzel komik Levent magazin mevlüt mizah oyun oyuncu sahne sanat tiyatro çaydaçıra
Rate it: Rate:
79,
08:21,
2007-09-04 09:03:35 Description: Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına (More) Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına çıkarmayı amaçlayan bir çalışma.Elazığ şivesi kullanılarak insanların beğenisine sunulmuştur.çok güzel,komik ve eğlenceli bir mizah programıdır.Levent GENÇ-Tiyatro Sanatçısı...Elazığ kurtlar vadisinden kesintiler bölüm yeni versiyon Levent GENÇ Tiyatro Sanatçısı süper mamoş hakiki gakgoş bu gece eğlence Harput İstanbul pisik sıçan (fare) dam havada donmak amerika hazar çay komedi comedy sahan 2000 23 34 Karakoçan Kovancılar Palu Arıcak Ağın Alacakaya Keban maden sivrice Baskil çiğköfte hazar gölü Arap baba gündem haber ilginç kara beyaz pusu Memati Polat Halo Abdulhey Ankara ,İzmir Bursa Aksaray adalar tarihi Diyarbakır adana Adıyaman Konya Eskişehir Bornova gurbetçiler Tekirdağ doğu batı kuzey güney Antalya mersin Hatay Suriye ırak İran Rusya Romen çıtır Dubai Fransa Almanya Bingöl Tunceli Sivas Kırşehir çorum kofik Malatya çakır Süleyman Mehmet murat ismet İsmail büyük Kadir küçük İbrahim Burak okulu lise liseli ilk öğretim üniversite Fırat göl deniz akarsu tatil yazlık sauna hamam Şanlıurfa Gaziantep Van ağrı çok cok komik Elazığ derya Ayşe damla Cansu esma sevda çağla yasemin su dilek Berna Aysu ebru Esra güzel sergi nostalji fuar hostes hazar turizm Elazığlılar Harput kuyulu avlağı Karaçor Çemişgezek hozat pülümür Yeniköy nekerek Karakaya serseri köpek dövüş kavga hırpalama tokat dayak falaka film dizi dizisi filmi inek tavuk horoz öküz davar keçi koyun akıl maymun papağan kesme koparma boğma yılan Aslan yeme böcek sürüngen meme bacak atak ayak tırnak dil ağız çene göz burun kol eklem kemik iskelet Dinazor oje et yağ besin ekmek lokanta yemek turşu kiraz elma muz çikita Malatya spor Elazığ spor İstanbulspor Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Trabzon spor Antifener anticimbom antikartal kara kanarya Sakarya vatan millet metro tramvay otobüs araba motor Ferrari kayma ilan Modifiye Mercedes fort taksi suya çaya bardağa ile ve veya şok sok nice alay espri sahne Tiyatro bedre müzik ses diksiyon vücut dili yapımcı senarist yönetmen şiir şair yazar gençlik güzellik estetik karizma kıskanç evhamlı ev hanımı beyefendi Dilara can canan yar yaren yunus Muhammet Mustafa Bülent murat Alpaslan Atilla fatih Akşemsettin necip fazıl Ömer Osman Talha Ali sabır güneş ay gezegen dünya türkü ezgi nota kameraman TV ulusal kanal çiçek ağaç su şişe arif Nihat Asya Türk gönül güzel YAPIM L M T Ş A.Ş (Less)
Channel: youtubeTags: anima Elazığ eğlence gakgo gakgoş Genç güzel komik Levent magazin mevlüt mizah oyun oyuncu sahne sanat tiyatro çaydaçıra
Rate it: Rate:
47,
07:28,
2007-09-04 08:44:20 Description: Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına (More) Elazığlı Tiyatro oyuncularının hazırladığı Gakgom City eğlence programı,köy köy gezilip unutulmaya yüztutmuş Elazığ kültürünü günışığına çıkarmayı amaçlayan bir çalışma.Elazığ şivesi kullanılarak insanların beğenisine sunulmuştur.çok güzel,komik ve eğlenceli bir mizah programıdır.Levent GENÇ-Tiyatro Sanatçısı...Elazığ kurtlar vadisinden kesintiler bölüm yeni versiyon Levent GENÇ Tiyatro Sanatçısı süper mamoş hakiki gakgoş bu gece eğlence Harput İstanbul pisik sıçan (fare) dam havada donmak amerika hazar çay komedi comedy sahan 2000 23 34 Karakoçan Kovancılar Palu Arıcak Ağın Alacakaya Keban maden sivrice Baskil çiğköfte hazar gölü Arap baba gündem haber ilginç kara beyaz pusu Memati Polat Halo Abdulhey Ankara ,İzmir Bursa Aksaray adalar tarihi Diyarbakır adana Adıyaman Konya Eskişehir Bornova gurbetçiler Tekirdağ doğu batı kuzey güney Antalya mersin Hatay Suriye ırak İran Rusya Romen çıtır Dubai Fransa Almanya Bingöl Tunceli Sivas Kırşehir çorum kofik Malatya çakır Süleyman Mehmet murat ismet İsmail büyük Kadir küçük İbrahim Burak okulu lise liseli ilk öğretim üniversite Fırat göl deniz akarsu tatil yazlık sauna hamam Şanlıurfa Gaziantep Van ağrı çok cok komik Elazığ derya Ayşe damla Cansu esma sevda çağla yasemin su dilek Berna Aysu ebru Esra güzel sergi nostalji fuar hostes hazar turizm Elazığlılar Harput kuyulu avlağı Karaçor Çemişgezek hozat pülümür Yeniköy nekerek Karakaya serseri köpek dövüş kavga hırpalama tokat dayak falaka film dizi dizisi filmi inek tavuk horoz öküz davar keçi koyun akıl maymun papağan kesme koparma boğma yılan Aslan yeme böcek sürüngen meme bacak atak ayak tırnak dil ağız çene göz burun kol eklem kemik iskelet Dinazor oje et yağ besin ekmek lokanta yemek turşu kiraz elma muz çikita Malatya spor Elazığ spor İstanbulspor Fenerbahçe Beşiktaş Galatasaray Trabzon spor Antifener anticimbom antikartal kara kanarya Sakarya vatan millet metro tramvay otobüs araba motor Ferrari kayma ilan Modifiye Mercedes fort taksi suya çaya bardağa ile ve veya şok sok nice alay espri sahne Tiyatro bedre müzik ses diksiyon vücut dili yapımcı senarist yönetmen şiir şair yazar gençlik güzellik estetik karizma kıskanç evhamlı ev hanımı beyefendi Dilara can canan yar yaren yunus Muhammet Mustafa Bülent murat Alpaslan Atilla fatih Akşemsettin necip fazıl Ömer Osman Talha Ali sabır güneş ay gezegen dünya türkü ezgi nota kameraman TV ulusal kanal çiçek ağaç su şişe arif Nihat Asya Türk gönül güzel YAPIM L M T Ş A.Ş (Less)
Channel: youtubeTags: anima Elazığ eğlence gakgo gakgoş Genç güzel komik Levent magazin mevlüt mizah oyun oyuncu sahne sanat tiyatro çaydaçıra
Rate it: Rate:
14,
03:43,
2007-06-21 00:38:23 Description: Edebiyatimizda Mizah - Bolum 2 - Rifat Ilgaz
RIFAT ILGAZ Türkçe bölümü 1/5 de
TRANSFORMING SARROW TO LAUGHTER
Füsun Özbilgen
With 60 published books to (More) Edebiyatimizda Mizah - Bolum 2 - Rifat Ilgaz
RIFAT ILGAZ Türkçe bölümü 1/5 de
TRANSFORMING SARROW TO LAUGHTER
Füsun Özbilgen
With 60 published books to his credit, Rifat Ilgaz must be one of Turkey's most prolific writers. The author of thousands of short stories, poems, novels, plays, memories and articles. The most famous of his humorous works is "Hababam Sinifi", about the teachers and pupils of a boys' boarding school.
Rifat Ilgaz's identity card is older than the Turkish Republic. He was born in 1911 in the small picturesque town of Cide on the Black Sea.
In 1908 Constitutional Government had been declared, and the slogan "Liberty has come" was on everyone's lips. "I was born soon after this proclamation of liberty," explains Rifat Ilgaz. "I was one of the first liberty children. But this did not stop them encouraging me to shout 'Long live the Sultan!' when Vahdettin came to the throne around four years later. I was not destined to be a patriotic Ottoman for long, only until I was seven or eight. After the Military College was closed down, a young teacher from the college who came to my school persuaded me to throw my fez away and put on a kalpak (fur cap) instead. So I became a supporter of the National Independence Army."
Those turbulent years during which the collapse of the empire was followed by the War of Independence and the birth of the new republic, left their mark on the youthful Rifat Ilgaz. The young teacher who had influenced him was Hilmi Erdem, father of Kaya Erdem the former parliamentary speaker in the 1980s. Rıfat Ilgaz reminisces about the early years of the young republic: "When I was in junior school in Kastamonu, I replaced the kalpak with a hat on the orders of Mustafa Kemal. So the fez and the kalpak had gone. Then a few slaps sent the old alphabet (the ottoman, based on Arabic script) flying out of my head. In came the Latin alphabet instead. Reform followed reform. While I was in the Yakacik Sanatorium suffering from tuberculosis, Mustafa Kemal died and the reforms lost their momentum.
"The Second World War had begun and I was a poet. A pragmatic, socialist, revolutionary poet. Handcuffs and chains were the authorities' reaction to that. The war finished, and the Missouri's arrived."
Rifat Ilgaz has spent altogether 8 years of his life in sanatoriums trying to beat tuberculosis. In between two different kinds of spells of confinement he was first a teacher, then a journalist. In 1930 he graduated from Kastamonu Teaching College and taught Turkish at schools Adapazari and Istanbul. In 1938 he graduated from the Department of Literature of Gazi Institute of Education.
Throughout all these trials and tribulations Rifat Ilgaz has transformed sorrow to laughter. Amidst suffering and adversity he has always sought the funny side of life. When he gave up teaching and came to Babiali, the Turkish Fleet Street, he started his journalistic career on the bottom rung as a typesetter, before going on to writing for humorous magazines. As well as Markopasa and Adembaba, the most famous of those years, he wrote hundreds of humorous articles for others, such as Tas, Dolmus, Karikatür, and Saka.
Today he lives in a flat in one of the huge apartment blocks in Atakoy with his son, daughter-in-law and grandchildren. After a traffic accident in Cyprus a few years ago he has trouble with his leg, and complains about not being able to get out and about much any more. Otherwise neither his faculties nor his humour have been blunted by the years.
As a writer who has made generations of readers laugh, I cannot resist asking Rıfat Ilgaz to define humour. "There is no literary form as humorous writing. Literary forms are novels, stories, articles and memories. Even letters are a literary form, but humour is not. If it was, it would have a techniique of its own. Humour is a style, a way of looking at society. Humour can come in the form of poetry, stories or novels. It is an attitude deriving from our disposition. Literary forms need skill and technique. If you get those right, then you succeed. But what does humour require? Since humour is innate in a person's temperament it is not a skill which can be acquired. Only if humour is in your nature can you be funny."
"Hababam Sinifı" is Rifat Ilgaz's most famous humorous novel. His son's stories of their exploits at school were the inspiration for it. At weekends Aydın would come home and recount that week's happenings, and Rıfat Ilgaz began to put them into story form, adding his own experinces and memories from his teaching years.The careful reader can learn a lot from Rifat Ilgaz's stories:bow to conceal your tax evasion from the most hawk-eyed tax inspector, or discover the complex workings of an international loan. Reading them you wonder how he discovered about subjects which even experts might be hard put to explain. When I asked him, he replied with a smile:
"I go and sit in the Cicek Pasaji. As I drink a beer people come and go and conversations start up. I order them a beer, and we chat. With a bit of encouragement they will talk for an hour or two. I also learnt a lot from the more sophisticated sort of thieves and gangsters when I was in prison, and from my fellow patients in hospital. I have known all kinds of people."
His novel "Yildiz Karayel" won the Madaralı Prize and the Orhan Kemal Prize for fiction in 1982. "Hababam Sinifı" has been adapted for theatre, and (without his permission) for a film. "Karartma Geceleri" (Nights of Blackout) became a film which won several awards.
Today his books are published by Cinar Yayinlari, a publishing house established
by his son. Many of his stories and articles were never returned by publishers or the police after raids. The conversation diverged into a new global perspective. In 1968 Rifat Ilgaz visited Özbekistan, travelling to Moscow by train, and from there by air to Ozbekistan and back.
"Flying is all right, but the time barely changes despite the distance. Then on your return you lose a day. Time gets its revenge."
So what about the world appearing like an orange below? "The world today is no longer dominated by the regionality, but by universality. Mankind has a common destiny, although there are those who seek to separate people on the grounds of faith, language and race. Let us take environmental pollution. No national boundaries apply there.
World states are bound to one another as tightly as if they were district councils. In time a single world view will predominate. That will come about through friendship and culture."
(Skylife - February 1993 - Number 118) (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
30,
05:55,
2007-06-21 06:04:27 Description: Edebiyatimizda Mizah- 4 -
RIFAT ILGAZ
Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, (More) Edebiyatimizda Mizah- 4 -
RIFAT ILGAZ
Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve Düzce'de altı yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde tamamlamıştır (1938). Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Sınıf adlı ikinci şiir kitabı dolayısıyla tutuklanmıştır (1944). Daha sonra Boğazlıyan Ortaokulu'nda bir yıl çalışmış ve öğretmenlikten ayrılarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır (1945-1952). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır (1952). Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde ve Tan'da Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Yaşadıkça (1948) adlı üçüncü, Devam (1953) adlı dördüncü şiir kitapları, "komünizm propagandası yapmak ve müstencenlikle suçlanarak toplatılmış, mahkeme 'men'i muhakeme kararı vermiştir. Ilgaz, şiir kitaplarıyla ilgili tutuklamalar dolayısıyla aralıklarla beş yıldan fazla hapisanede kalmıştır. Rıfat Ilgaz, bir ara Cide'ye yerleşmiş (1975), İstanbul'da ölmüştür (1993)". Yazın Yaşamı İlk okuma ve kitap sevgisini, "babasının yada ağabeyinin her gece yüksek sesle okudukları Şerlok Holmes'in dedektiflik hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk masallarından aldığını" söyleyen Rıfat Ilgaz, yazmaya daha ortaokul sıralarında iken başlamıştır. Ortaokulda Türkçe derslerine gelen Zeki Ömer Defne'nin edebiyat sevgisini körüklediği Ilgaz, orta son sınıf öğrencisiyken Kastamonu'da çıkan Açıkgöz ve Nazikter gazetelerinde ilk şiirlerini yayımlamıştır (1927). İlk şiirinin adının "Sevgilimin Mezarında" olduğunu belirten Ilgaz, "benim ne sevgilim vardı, ne de ölmüştü. Edebiyat kitaplarındaki sevdiğim şiirlere özenerek böyle bir manzume yazma gereğini duymuşum demek, bu, düpedüz şair Rıza Tevfik'in Tevfik Fikret için yazdığı 'Kabr-i Fikret'i Ziyaret adlı şiirinin sevgiliye döndürülmesidir" demektedir. Rıfat Ilgaz'ın yayımlanan ilk şiiri "Sazını Çalana" adını taşımaktadır ve Açıkgöz gazetesinde çıkmıştır (2 Temmuz 1928). Yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır. Ilgaz, sonraki yıllarda Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle gibi dergilerde şiir yayımlamayı sürdürmüş, toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsedikten sonra ise daha çok Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma gibi toplumcu dergilerde yazmayı sürdürmüştür. Yapıtları Şiir: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987). Öykü: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul'da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Ekicisi (1972), Palavra (1972), Tuh Sana (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Rüşvetin Alamancası (1982), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1983). Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (1959), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987). Oyun: Hababam Sınıfı (1967), Karadenizin Kıyıcığında (1965), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972). Anı: Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra (1986). Fıkra: Nerde Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984). (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
17,
09:14,
2007-06-21 03:21:29 Description: Edebiyatimizda Mizah - RIFAT ILGAZ - Bolum 3
RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİ yazan: SERVER TANİLLİ
Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük (More) Edebiyatimizda Mizah - RIFAT ILGAZ - Bolum 3
RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİ yazan: SERVER TANİLLİ
Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük bir mizah ustasıdır ve başta da Hababam Sınıfı'nın yazarıdır.
Bu değerlendirmede, gerçeğin elbette büyük payı var: Rıfat Ilgaz, çağdaş Türk mizahının önde gelen birkaç yazarından biridir; Hababam Sınıfı da, onun o alandaki ustalığının simgesidir. 40'lı yılların ikinci yarısındaki ünlü 'Markopaşa serüveni'nde pişmiş ve olgunlaşmış kalem, 1959'da yayımladığı o eserle, aynı zamanda çağdaş mizahımızın bir şaheserini koyar ortaya. Rıfat Ilgaz, sözkonusu eserle, mizahın o büyük gücüne dayanarak, yani güldürerek, Türkiye'deki eğitim düzeninin bir eleştirisini yaparken, ülkemizde okul sıralarından geçmiş hemen hemen herkesin anılarına da tercüman olur. Bu eserin onca şöhret kazanmasının, tiyatroya ve sinemaya da aktarılmasının altında yatan da budur.
Ama bir yanlışı da düzeltmek gerek: Rıfat Ilgaz, mizah, roman ve öykülerinde başka çarpıcı örnekler de ortaya koyarken, 1969 yılından başlayarak, mizah dışı öykü ve romanlar da yazdı: Özellikle, içinden çıkıp geldiği Karadeniz bölgesinin insanlarının yaşamlarını -yeni ve gerçekçi bir dille- anlattığı Karadeniz'in Kıyıcığında (1969), Halime Kaptan (1972), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981) hiç unutulmamalı.
Sonra yazarın, alanında birer belge niteliğini de taşıyan anılarını; ayrıca çocuk edebiyatına katkılarını da gözardı etmemeli.
Ne var ki, Rıfat Ilgaz'a bakarken, asıl düzeltilmesi gereken yanlış şudur: Yazarımız, -mizah içi ya da mizah dışı olsun- nesirdeki ustalığından önce, şair ve büyük bir şairdir. 1940'ların ikinci yarısında, olgunlaşmış, şiirinin çarpıcı örneklerini kitaplaştırmış bir şairken mizah yazarlığına yönelmesi, biraz da yaşam koşullarının zorlamasıyla olmuştur.
Nitekim, edebiyata da şiir kapısından girmiştir Rıfat Ilgaz.
1940'lı yıllara varıldığında, bir ateş çemberi ile çevrili ve sosyal sorunların burgacında kıvranan Türkiye'de, Cumhuriyet şiirinin üç büyük odak noktasından biri olan 'millîci şairler', kuru bir yurt güzellemesinin sığlığı içindedirler; ikinci odakta Yahya Kemal, 'Hülya tepeler, hayal ağaçlar'la oyalanmaktadır. Üçüncü odağın başındaki Nâzım Hikmet, büyük bir çığır açmıştır ve düzeni sorgulamaktadır. Ne var ki, tehlikeli bir iştir yaptığı ve o yüzden toplumla ilişkisi koparılmıştır, hapishanededir.
İşte bu ortamda, genç şairlerin bir bölümü, 'Garip çizgisi'nde, şairanelikten uzak, 'küçük adam'ın sorunlarına eğilirken; '1940 Kuşağı' adını alacak bir başka bölümü, Nâzım Hikmet'in açtığı yoldan ilerleyerek bir başka şiir dünyası yaratırlar: Sosyal yanı ağır basan 'toplumcu gerçekçi' bir şiir anlayışıdır bu. A.Kadir, Niyazi Akıncıoğlu, Ömer Faruk Toprak, Suat Taşer, Cahit Irgat, Mehmet Kemal, Arif Damar gibi şairlerin oluşturduğu topluluğun en önemli adlarından biri de Rıfat Ilgaz'dır.
Nedir özellikleri Rıfat Ilgaz'ın kurduğu şiir dünyasının?
1940 öncesinde, bireysel duyarlıklara, üstelik heceli-uyaklı biçimlerle bağlı şair, 40'lı yıllarda, çevresindeki dünyayla, bütün çelişmeleri içinde yüzyüze gelir. Savaş yıllarının daha da ağırlaştırdığı koşullarda, işçisi, köylüsü, dar gelirlisi ve yoksuluyla çileli bir yaşamı bölüşen insanlardır gördüğü sanatçımızın; o yaşamın içinde, onun daha da yakından tanıdığı okul, hastahane, sanatoryum ve cezaevi çevresidir. Şair de, ister istemez, soyut insandan acı çeken, ezilen somut insana çevirecektir bakışlarını. Bu, temalarını belirlerken, şiirinin biçimini de değiştirir.
Dil, gitgide yalınlaşır, açık ve akıcı bir nitelik kazanır. Tanıdığı çevrelerin insanlarını, onların duyguları, özlemleri ve çelişkilerini, yine onların diliyle yansıtır şiire; yerine göre halk deyimlerinden de yararlanır şair.
Toplumsal çelişkilerin -üstelik- ayyûka çıktığı bir ortamda, şairin, sosyal acılara sözcülük ederken, yergici olmamasına imkân var mı? Ne var ki, yapıcı bir yergidir bu ve bir yerde daha güzel bir dünyaya olan umuttan da kopuk değildir. Öyle bir dünya için kavgaya ve direnişe açıkça çağrıda bulunduğu da olur şairin; ama bunu yaparken, hiçbir zaman sloganlaşmaz dili ve sanatın gereklerine ters düşmez. Bizzat kendisi ağır politik baskılar altındayken bile, ayakta kalmayı sürdüren, acılı ama yaşama direncini yitirmeyen ve kavgayı elden bırakmayan bir sestir onunki.
Çağdaş şiirimizin de en onurlu seslerinden biri...
Şu seslenişten etkilenmez olabilir misiniz?
"Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol"
Ünlü şiirlerinden birinde, 'Parmaklığın Ötesinden'de, şair, "İnsanları alabildiğine sevmeyi bırakmazlar yanına" diye başlar. Gerçekten de öyle oldu; sanatçımız, "suçun kendisinde olmadığını" bilse de, özgürlüğe düşman güçler onun da ömrünün beş buçuk yıldan fazlasını, demir parmaklıkların arkasındaki karanlıkta çaldılar.
İşte Yarenlik'le (1943) başlayan, sonra Sınıf (1944), Devam (1953) ve arkasından gelen kitaplarında süren; her menzilde kendini aşan; toplumun olduğu kadar sanatın da nabzını tutup özde ve biçimde en yeni açılımlara kadar izleyerek özümseyen bir şiir serüveninin bilançosu!
Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz.
Çınar Yayınları, Rıfat Ilgaz'ın şiir kitaplarını, daha önce tek tek yeniden basıp okurların önüne koymuştu. Şimdi, onları bütün olarak bir kitapta topluyor yayınevi. Büyük bir hizmettir yaptığı. Akan zamanın edebiyattaki yasasıdır: En başta şiiri eskitir. Bu satırları yazmadan önce, şairimizi yeniden okudum. Eskimeyen bir şey var Rıfat Ilgaz'da. Gerçekliğin sürgit haklı çıkarmasında mı aramalı onu; yoksa şairin duyarlığında ve 'yürek işçiliği' dediği sanatsal gücünde mi?
İkisinde birden, diyeceğim.
Güzel okumalar dileyerek...
Strasbourg
1 Ocak 2003
SERVER TANİLLİ (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
30,
07:53,
2007-06-19 06:45:58 Description: EDEBiYATIMIZDA MİZAH 16 MART1986
RIFAT ILGAZ
ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR
Füsun Özbilgen
Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. (More) EDEBiYATIMIZDA MİZAH 16 MART1986
RIFAT ILGAZ
ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR
Füsun Özbilgen
Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. Binlerce öykü, şiir, roman, oyun, anı, makale, 60'tan fazla kitap... Gülmece eserlerinin en ünlüsü ise öğrenci - öğretmen ilişkileri ve okul sıralarından bir kesit sunan Hababam Sınıfı.
Rıfat Ilgaz'ın nüfus kağıdı Türkiye Cumhuriyeti'nden eski. 1911 yılında Karadeniz'in küçük, şirin bir ilçesinde Cide'de dünyaya gelmiş. 1908 yılında Meşrıtiyet ilan edildiğinde "Hürriyet geldi" denilmiş. Şöyle anlatıyor:
"-Ben Hürriyet'in ilanından hemen sonra dünyaya gelmiştim. İlk Hürriyet çocuklarındanım sizin anlayacağınız.
Hürriyet çocuğu olmam, üç-beş yıl sonra Vahdettin gibi bir adam tahta çıktığında "Padişahım çok yaşa" diye bağırmama hiç de engel olmadı. Hem Hürriyet çocuğuydum hem de nerede olursa olsun bağırtılıyordum:
_ Padişahım çok yaşa..
Ama Osmanlılığım çok sürmedi. Ancak 7-8 yaşıma kadar. Sonra Harbiye'nin kapatılmasıyla okulumuza gelen genç bir Harbiyeli'nin isteğine uyarak kırmızı fesimi yere çaldım, bir kalpak geçirdim başıma oldum bir Kuvayı Milliye'ci.."
Rıfat Ilgaz, bir imparatorluğun yıkılışını, Kurtuluş Savaşı ve yeni Cumhuriyet'in doğuşunun kendi çocukluk yaşamındaki yankısını böyle dile getiriyor. Onu Kuvayı Milliye'ci yapan genç öğretmeni Hilmi Bey ise 1980'li yıllarda T.B.M.M. Başkanı olan Kaya Erdem'in babası Hilmi Erdem imiş..
Genç cumhuriyetin ilk yıllarını da şöyle anlatıyor:
"Ortaokulu Kastamonu'da okurken Mustafa Kemal'in emri ile Kuvayı Milliye kalpağını çıkarıp şapkayı geçirdim başıma. Fes gitti, kalpak gitti. Derken birkaç tokat karşılığında öğrendiğim eski harfler de gitti. Latin harfleri gelmişti. Devrimler sürüp gidiyordu. Vereme yakalanıp da Yakacık Sanatoryumu'na düştüğüm günlerde Mustafa Kemal öldü. Devrimlerin de hızı kırıldı..
İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. Şair olmuştum. Gerçekçi, toplumcu, devrimci şair."
Rıfat Ilgaz'ın yaşamının toplam 8 yıllık bir bölümü verem hastalığı nedeni ile çeşitli sanatoryumlarda geçmiş. Kalan zamanlarında ise öğretmenlik, daha sonra da gazetecilik yapmış.
1930 yılında Kastamonu Öğretmen Okulu'nu bitirip Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapıyor, 1938 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitiriyor. Çileli bir yaşam içinde Rıfat Ilgaz acıları mizaha dönüştürmüş. Acıklı, hüzünlü, acı çeken insanları yansıtan konular yerine yaşamın gülmece yanlarını yansıtmaya çalışmış.
Öğretmenliği bırakmak zorunda kalıp Babıali'ye geldiği yıllarda da önce en zor işten, dizgiden başlamış, entertip ustalığı derken mizah dergileri çıkarmaya başlamış. Markopaşa ve Adembaba dönemin en ünlü mizah dergileri. Taş, Dolmuş, Karikatür, Şaka gibi mizah dergilerine de yüzlerce yazı yazmış. İstanbul'da Ataköy'de kocaman blok apartmanlarından birinde oğlu, gelini ve torunlarıyla birlikte yaşıyor bugün.
Birkaç yıl önce Kıbrıs'ta geçirdiği kaza nedeniyle bacağını rahat hareket ettiremediği için çıkıp dolaşamamaktan yakınıyor. Ama tüm duyu organları gepgenç, mizahı, gülmecesi de yerli yerinde.
Mizah üzerine konuşuyoruz. Binlerce gülmece, roman, öykü yazan usta yazar düşündüklerini şöyle anlatıyor:
"Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazılarıdır, anılardır. Mektup bile bir yazı türüdür de, mizah bir yazı türü değildir. Tür olsaydı tekniği olurdu.
Mizah bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizah şiir, öykü, roman olabilir: Tür değil, biçimdir. Mizacımızdan gelen bir özelliktir, bir çeşnidir. Yazı türleri beceri ister, teknik ister. Bunları sağladın mı başarı tamdır. Mizah ne ister? Mizah insanın mizacından geldiği için bilgi değildir, edinilemez. Teknik de değildir. İnsanın yaradılışında bu özellik varsa mizah başarılı olabilir."
Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz'ın en ünlü mizah eseri. Oğlunun okul maceralarını anlatması ile yavaş yavaş oluşmuş. Hafta sonlarında Aydın eve gelip okul maceralarını anlattıkça Rıfat Ilgaz da öykü haline dönüştürmeye başlamış. Kuşkusuz bunları kaleme alırken kendi öğretmenlik yıllarının anı ve gözlemleri de üstüne eklenmiş.
Rıfat Ilgaz'ın öykülerinde bazen en dikkatli vergi uzmanının bile farkedemiyeceği bir vergi kaçırma tekniğinin nasıl uygulandığını öğrenirsiniz. Yahut bir uluslararası dış kredi öyküsü yakalarsınız. Bu ince teknikleri nereden ve nasıl öğreniyor şaşıp kalırsınız. Uzmanların bu kadar iyi bilemeyeceği karışık ve karanlık konuları nereden öğreniyor? Soruyoruz, gülümsüyor:
"Gider, Çiçek Pasajı'na otururum. Bir bira içerim. Birileri gelir, sohbet başlar. Bira söylerim. Şurdan buradan konuşuruz. Biraz konuları dürtüklerim. Bir iki saat oturur işte bunları anlatır gider. Sonra 5,5 yıl süreyle hapishanelerde birlikte kaldığım kibar hırsızlar, kabadayılar. Hastanelerde koğuş arkadaşları. Çeşit çeşit insan tanıdım."
"Yıldız Karayel" romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü alan Rıfat Ilgaz'ın kitaplarından "Hababam Sınıfı" önce tiyatroda oyun, sonra da kendisinden izinsiz olarak film yapılmıştı. "Karartma Geceleri" ise geçtiğimiz yıllarda ödüller alan bir film oldu.
Kitaplarını bugün oğlunun kurduğu Çınar Yayınları yayınlıyor. Yine de yüzlerce öykü ve yazısı Babıali'nin çeşitli dergilerinde yok olmuş.
Rıfat Ilgaz ile Skylife için yaptığımız bu söyleşide biraz da gökyüzünden, uçmaktan ve dünyadan söz ediyoruz. İlk kez 1968 yılında Özbekistan'a gidip Moskova'ya dönmüş uçakla. Türkiye'den Moskova'ya trenle, daha sonra da uçakla Özbekistan'a.
"Uçmak güzel de, gidiyorsun saat hiç değişmiyor. Sonra dönerken de acısı çıkıyor gün devriliyor," diye anlatıyor ilk izlenimlerini.
Güneşle aynı yöne giderken değişmeyen zaman, güneşin aksine uçuşlarda günü geceyi deviriyor. Peki ya aşağıda gördüğümüz portakal kadar küçülmüş dünya?
Usta yazarımız bugünkü dünyamızı yine genç bir bakış açısı ile geleceğe dönük olarak şöyle değerlendiriyor:
"Dünyaya artık yerellik değil, evrensellik egemen oluyor.
Bugün kaderi ortak olan insanlığı din, dil, ırk gibi konularda ayırıp birbirinden koparanlar var. Ama insanlığın kaderi ortak. Çevre kirliliğini ele alalım. Artık bu konularda devletlerin sınırları yok. Dünya devletleri mahalle muhtarlıkları gibi birbirine bağlı. Giderek tek bir dünya görüşü egemen olacak. Bu da dostlukla ve kültürle olacak.."
(Skylife - Şubat 1993 - Sayı 118) (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
23,
09:14,
2008-04-21 16:24:30 Description: Edebiyatimizda Mizah - RIFAT ILGAZ - Bolum 3 RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİ yazan: SERVER TANİLLİ Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük bir (More) Edebiyatimizda Mizah - RIFAT ILGAZ - Bolum 3 RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİ yazan: SERVER TANİLLİ Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük bir mizah ustasıdır ve başta da Hababam Sınıfı'nın yazarıdır. Bu değerlendirmede, gerçeğin elbette büyük payı var: Rıfat Ilgaz, çağdaş Türk mizahının önde gelen birkaç yazarından biridir; Hababam Sınıfı da, onun o alandaki ustalığının simgesidir. 40'lı yılların ikinci yarısındaki ünlü 'Markopaşa serüveni'nde pişmiş ve olgunlaşmış kalem, 1959'da yayımladığı o eserle, aynı zamanda çağdaş mizahımızın bir şaheserini koyar ortaya. Rıfat Ilgaz, sözkonusu eserle, mizahın o büyük gücüne dayanarak, yani güldürerek, Türkiye'deki eğitim düzeninin bir eleştirisini yaparken, ülkemizde okul sıralarından geçmiş hemen hemen herkesin anılarına da tercüman olur. Bu eserin onca şöhret kazanmasının, tiyatroya ve sinemaya da aktarılmasının altında yatan da budur. Ama bir yanlışı da düzeltmek gerek: Rıfat Ilgaz, mizah, roman ve öykülerinde başka çarpıcı örnekler de ortaya koyarken, 1969 yılından başlayarak, mizah dışı öykü ve romanlar da yazdı: Özellikle, içinden çıkıp geldiği Karadeniz bölgesinin insanlarının yaşamlarını -yeni ve gerçekçi bir dille- anlattığı Karadeniz'in Kıyıcığında (1969), Halime Kaptan (1972), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981) hiç unutulmamalı. Sonra yazarın, alanında birer belge niteliğini de taşıyan anılarını; ayrıca çocuk edebiyatına katkılarını da gözardı etmemeli. Ne var ki, Rıfat Ilgaz'a bakarken, asıl düzeltilmesi gereken yanlış şudur: Yazarımız, -mizah içi ya da mizah dışı olsun- nesirdeki ustalığından önce, şair ve büyük bir şairdir. 1940'ların ikinci yarısında, olgunlaşmış, şiirinin çarpıcı örneklerini kitaplaştırmış bir şairken mizah yazarlığına yönelmesi, biraz da yaşam koşullarının zorlamasıyla olmuştur. Nitekim, edebiyata da şiir kapısından girmiştir Rıfat Ilgaz. 1940'lı yıllara varıldığında, bir ateş çemberi ile çevrili ve sosyal sorunların burgacında kıvranan Türkiye'de, Cumhuriyet şiirinin üç büyük odak noktasından biri olan 'millîci şairler', kuru bir yurt güzellemesinin sığlığı içindedirler; ikinci odakta Yahya Kemal, 'Hülya tepeler, hayal ağaçlar'la oyalanmaktadır. Üçüncü odağın başındaki Nâzım Hikmet, büyük bir çığır açmıştır ve düzeni sorgulamaktadır. Ne var ki, tehlikeli bir iştir yaptığı ve o yüzden toplumla ilişkisi koparılmıştır, hapishanededir. İşte bu ortamda, genç şairlerin bir bölümü, 'Garip çizgisi'nde, şairanelikten uzak, 'küçük adam'ın sorunlarına eğilirken; '1940 Kuşağı' adını alacak bir başka bölümü, Nâzım Hikmet'in açtığı yoldan ilerleyerek bir başka şiir dünyası yaratırlar: Sosyal yanı ağır basan 'toplumcu gerçekçi' bir şiir anlayışıdır bu. A.Kadir, Niyazi Akıncıoğlu, Ömer Faruk Toprak, Suat Taşer, Cahit Irgat, Mehmet Kemal, Arif Damar gibi şairlerin oluşturduğu topluluğun en önemli adlarından biri de Rıfat Ilgaz'dır. Nedir özellikleri Rıfat Ilgaz'ın kurduğu şiir dünyasının? 1940 öncesinde, bireysel duyarlıklara, üstelik heceli-uyaklı biçimlerle bağlı şair, 40'lı yıllarda, çevresindeki dünyayla, bütün çelişmeleri içinde yüzyüze gelir. Savaş yıllarının daha da ağırlaştırdığı koşullarda, işçisi, köylüsü, dar gelirlisi ve yoksuluyla çileli bir yaşamı bölüşen insanlardır gördüğü sanatçımızın; o yaşamın içinde, onun daha da yakından tanıdığı okul, hastahane, sanatoryum ve cezaevi çevresidir. Şair de, ister istemez, soyut insandan acı çeken, ezilen somut insana çevirecektir bakışlarını. Bu, temalarını belirlerken, şiirinin biçimini de değiştirir. Dil, gitgide yalınlaşır, açık ve akıcı bir nitelik kazanır. Tanıdığı çevrelerin insanlarını, onların duyguları, özlemleri ve çelişkilerini, yine onların diliyle yansıtır şiire; yerine göre halk deyimlerinden de yararlanır şair. Toplumsal çelişkilerin -üstelik- ayyûka çıktığı bir ortamda, şairin, sosyal acılara sözcülük ederken, yergici olmamasına imkân var mı? Ne var ki, yapıcı bir yergidir bu ve bir yerde daha güzel bir dünyaya olan umuttan da kopuk değildir. Öyle bir dünya için kavgaya ve direnişe açıkça çağrıda bulunduğu da olur şairin; ama bunu yaparken, hiçbir zaman sloganlaşmaz dili ve sanatın gereklerine ters düşmez. Bizzat kendisi ağır politik baskılar altındayken bile, ayakta kalmayı sürdüren, acılı ama yaşama direncini yitirmeyen ve kavgayı elden bırakmayan bir sestir onunki. Çağdaş şiirimizin de en onurlu seslerinden biri... Şu seslenişten etkilenmez olabilir misiniz? "Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol" Ünlü şiirlerinden birinde, 'Parmaklığın Ötesinden'de, şair, "İnsanları alabildiğine sevmeyi bırakmazlar yanına" diye başlar. Gerçekten de öyle oldu; sanatçımız, "suçun kendisinde olmadığını" bilse de, özgürlüğe düşman güçler onun da ömrünün beş buçuk yıldan fazlasını, demir parmaklıkların arkasındaki karanlıkta çaldılar. İşte Yarenlik'le (1943) başlayan, sonra Sınıf (1944), Devam (1953) ve arkasından gelen kitaplarında süren; her menzilde kendini aşan; toplumun olduğu kadar sanatın da nabzını tutup özde ve biçimde en yeni açılımlara kadar izleyerek özümseyen bir şiir serüveninin bilançosu! Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz. Çınar Yayınları, Rıfat Ilgaz'ın şiir kitaplarını, daha önce tek tek yeniden basıp okurların önüne koymuştu. Şimdi, onları bütün olarak bir kitapta topluyor yayınevi. Büyük bir hizmettir yaptığı. Akan zamanın edebiyattaki yasasıdır: En başta şiiri eskitir. Bu satırları yazmadan önce, şairimizi yeniden okudum. Eskimeyen bir şey var Rıfat Ilgaz'da. Gerçekliğin sürgit haklı çıkarmasında mı aramalı onu; yoksa şairin duyarlığında ve 'yürek işçiliği' dediği sanatsal gücünde mi? İkisinde birden, diyeceğim. Güzel okumalar dileyerek... Strasbourg 1 Ocak 2003 SERVER TANİLLİ (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
41,
07:53,
2008-04-21 16:25:22 Description: EDEBiYATIMIZDA MİZAH 16 MART1986 RIFAT ILGAZ ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR Füsun Özbilgen Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. Binlerce (More) EDEBiYATIMIZDA MİZAH 16 MART1986 RIFAT ILGAZ ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR Füsun Özbilgen Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. Binlerce öykü, şiir, roman, oyun, anı, makale, 60'tan fazla kitap... Gülmece eserlerinin en ünlüsü ise öğrenci - öğretmen ilişkileri ve okul sıralarından bir kesit sunan Hababam Sınıfı. Rıfat Ilgaz'ın nüfus kağıdı Türkiye Cumhuriyeti'nden eski. 1911 yılında Karadeniz'in küçük, şirin bir ilçesinde Cide'de dünyaya gelmiş. 1908 yılında Meşrıtiyet ilan edildiğinde "Hürriyet geldi" denilmiş. Şöyle anlatıyor: "-Ben Hürriyet'in ilanından hemen sonra dünyaya gelmiştim. İlk Hürriyet çocuklarındanım sizin anlayacağınız. Hürriyet çocuğu olmam, üç-beş yıl sonra Vahdettin gibi bir adam tahta çıktığında "Padişahım çok yaşa" diye bağırmama hiç de engel olmadı. Hem Hürriyet çocuğuydum hem de nerede olursa olsun bağırtılıyordum: _ Padişahım çok yaşa.. Ama Osmanlılığım çok sürmedi. Ancak 7-8 yaşıma kadar. Sonra Harbiye'nin kapatılmasıyla okulumuza gelen genç bir Harbiyeli'nin isteğine uyarak kırmızı fesimi yere çaldım, bir kalpak geçirdim başıma oldum bir Kuvayı Milliye'ci.." Rıfat Ilgaz, bir imparatorluğun yıkılışını, Kurtuluş Savaşı ve yeni Cumhuriyet'in doğuşunun kendi çocukluk yaşamındaki yankısını böyle dile getiriyor. Onu Kuvayı Milliye'ci yapan genç öğretmeni Hilmi Bey ise 1980'li yıllarda T.B.M.M. Başkanı olan Kaya Erdem'in babası Hilmi Erdem imiş.. Genç cumhuriyetin ilk yıllarını da şöyle anlatıyor: "Ortaokulu Kastamonu'da okurken Mustafa Kemal'in emri ile Kuvayı Milliye kalpağını çıkarıp şapkayı geçirdim başıma. Fes gitti, kalpak gitti. Derken birkaç tokat karşılığında öğrendiğim eski harfler de gitti. Latin harfleri gelmişti. Devrimler sürüp gidiyordu. Vereme yakalanıp da Yakacık Sanatoryumu'na düştüğüm günlerde Mustafa Kemal öldü. Devrimlerin de hızı kırıldı.. İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. Şair olmuştum. Gerçekçi, toplumcu, devrimci şair." Rıfat Ilgaz'ın yaşamının toplam 8 yıllık bir bölümü verem hastalığı nedeni ile çeşitli sanatoryumlarda geçmiş. Kalan zamanlarında ise öğretmenlik, daha sonra da gazetecilik yapmış. 1930 yılında Kastamonu Öğretmen Okulu'nu bitirip Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapıyor, 1938 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitiriyor. Çileli bir yaşam içinde Rıfat Ilgaz acıları mizaha dönüştürmüş. Acıklı, hüzünlü, acı çeken insanları yansıtan konular yerine yaşamın gülmece yanlarını yansıtmaya çalışmış. Öğretmenliği bırakmak zorunda kalıp Babıali'ye geldiği yıllarda da önce en zor işten, dizgiden başlamış, entertip ustalığı derken mizah dergileri çıkarmaya başlamış. Markopaşa ve Adembaba dönemin en ünlü mizah dergileri. Taş, Dolmuş, Karikatür, Şaka gibi mizah dergilerine de yüzlerce yazı yazmış. İstanbul'da Ataköy'de kocaman blok apartmanlarından birinde oğlu, gelini ve torunlarıyla birlikte yaşıyor bugün. Birkaç yıl önce Kıbrıs'ta geçirdiği kaza nedeniyle bacağını rahat hareket ettiremediği için çıkıp dolaşamamaktan yakınıyor. Ama tüm duyu organları gepgenç, mizahı, gülmecesi de yerli yerinde. Mizah üzerine konuşuyoruz. Binlerce gülmece, roman, öykü yazan usta yazar düşündüklerini şöyle anlatıyor: "Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazılarıdır, anılardır. Mektup bile bir yazı türüdür de, mizah bir yazı türü değildir. Tür olsaydı tekniği olurdu. Mizah bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizah şiir, öykü, roman olabilir: Tür değil, biçimdir. Mizacımızdan gelen bir özelliktir, bir çeşnidir. Yazı türleri beceri ister, teknik ister. Bunları sağladın mı başarı tamdır. Mizah ne ister? Mizah insanın mizacından geldiği için bilgi değildir, edinilemez. Teknik de değildir. İnsanın yaradılışında bu özellik varsa mizah başarılı olabilir." Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz'ın en ünlü mizah eseri. Oğlunun okul maceralarını anlatması ile yavaş yavaş oluşmuş. Hafta sonlarında Aydın eve gelip okul maceralarını anlattıkça Rıfat Ilgaz da öykü haline dönüştürmeye başlamış. Kuşkusuz bunları kaleme alırken kendi öğretmenlik yıllarının anı ve gözlemleri de üstüne eklenmiş. Rıfat Ilgaz'ın öykülerinde bazen en dikkatli vergi uzmanının bile farkedemiyeceği bir vergi kaçırma tekniğinin nasıl uygulandığını öğrenirsiniz. Yahut bir uluslararası dış kredi öyküsü yakalarsınız. Bu ince teknikleri nereden ve nasıl öğreniyor şaşıp kalırsınız. Uzmanların bu kadar iyi bilemeyeceği karışık ve karanlık konuları nereden öğreniyor? Soruyoruz, gülümsüyor: "Gider, Çiçek Pasajı'na otururum. Bir bira içerim. Birileri gelir, sohbet başlar. Bira söylerim. Şurdan buradan konuşuruz. Biraz konuları dürtüklerim. Bir iki saat oturur işte bunları anlatır gider. Sonra 5,5 yıl süreyle hapishanelerde birlikte kaldığım kibar hırsızlar, kabadayılar. Hastanelerde koğuş arkadaşları. Çeşit çeşit insan tanıdım." "Yıldız Karayel" romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü alan Rıfat Ilgaz'ın kitaplarından "Hababam Sınıfı" önce tiyatroda oyun, sonra da kendisinden izinsiz olarak film yapılmıştı. "Karartma Geceleri" ise geçtiğimiz yıllarda ödüller alan bir film oldu. Kitaplarını bugün oğlunun kurduğu Çınar Yayınları yayınlıyor. Yine de yüzlerce öykü ve yazısı Babıali'nin çeşitli dergilerinde yok olmuş. Rıfat Ilgaz ile Skylife için yaptığımız bu söyleşide biraz da gökyüzünden, uçmaktan ve dünyadan söz ediyoruz. İlk kez 1968 yılında Özbekistan'a gidip Moskova'ya dönmüş uçakla. Türkiye'den Moskova'ya trenle, daha sonra da uçakla Özbekistan'a. "Uçmak güzel de, gidiyorsun saat hiç değişmiyor. Sonra dönerken de acısı çıkıyor gün devriliyor," diye anlatıyor ilk izlenimlerini. Güneşle aynı yöne giderken değişmeyen zaman, güneşin aksine uçuşlarda günü geceyi deviriyor. Peki ya aşağıda gördüğümüz portakal kadar küçülmüş dünya? Usta yazarımız bugünkü dünyamızı yine genç bir bakış açısı ile geleceğe dönük olarak şöyle değerlendiriyor: "Dünyaya artık yerellik değil, evrensellik egemen oluyor. Bugün kaderi ortak olan insanlığı din, dil, ırk gibi konularda ayırıp birbirinden koparanlar var. Ama insanlığın kaderi ortak. Çevre kirliliğini ele alalım. Artık bu konularda devletlerin sınırları yok. Dünya devletleri mahalle muhtarlıkları gibi birbirine bağlı. Giderek tek bir dünya görüşü egemen olacak. Bu da dostlukla ve kültürle olacak.." (Skylife - Şubat 1993 - Sayı 118) (Less)
Channel: youtube Rate it: Rate:
5,
02:00,
2008-10-13 10:01:35 Description: MIZAH ELEVEN - POETRY
Channel: youtube Rate it: Rate:
8,
02:41,
2008-04-01 17:03:18 Description: ivideo.wordpress.com yurdumdan insan manzaralariKomik ,komiklik,eğlence,mizah
Channel: megavideo Rate it: Rate:
3,
00:42,
2008-04-17 12:53:03 Description: Gırgır/Fırt, Pişmiş Kelle gibi mizah dergilerinde çalışmış bir çizer, grafiker
Channel: metacafe Rate it: Rate:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 [»] [26]
Recent searches
all platinum funk 8s ago angelina ash 5s ago barbielatina.com 8s ago broken virgin video 2s ago cock vore 5s ago dance perverse fille 8s ago face licking porn 1s ago forced into diapers 5s ago freelesbianxxxvideo.com 8s ago gay incest 8s ago gay naked japanese men 7s ago handjob play 6s ago hellgate london no 11s ago horse fuck girl 9s ago kingdoms unique units 4s ago maria ozawa 3s ago old young tube 7s ago packet analyzer 5s ago pavtube.com 9s ago pov big tits 7s ago raped 9s ago sex japanese girl video 4s ago sex voxسكس عربي 1s ago shortinho branco 3s ago super junior sorry sorry... 9s ago
Recently watched videos
What is viral today ?
Quicklist (0)
No videos on quicklist
This list is temporary even if You are logged in. You can save it to permanent list.
My video lists
You must be logged to see all your lists. Please log in here.
Bookmark us

Please, link us:







































